Sektörün gelişimi için acente örgütleri önemli

Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Yönetim Kurulu Üyesi ve İTO Meslek Komitesi Meclis Üyesi Doğan Şen, sivil toplum örgütlerinin bir toplumun, bir ülkenin demokratik yolda gelişmesinde en önemli yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı.

Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Yönetim Kurulu Üyesi ve İTO Meslek Komitesi Meclis Üyesi Doğan Şen, sivil toplum örgütlerinin bir toplumun, bir ülkenin demokratik yolda gelişmesinde en önemli yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı. “İnsanların çeşitli amaçlarla bir araya gelerek yarattığı kurumlar, siyasi partiler, sendikalar, dernekler, konseyler kolektif bir iradenin şekillenmesini sağlar. Tüm bu kurumlar ortak bir amaç çerçevesinde insanların bir araya geldikleri yapılardır. Kolektif özne, tek tek öznelerin varlığından çok daha güçlü bir şeydir” diyen Şen, örgütlerin güçlerinin üyelerinin aktif katılımı ve etkinliğiyle ölçüldüğünü ifade etti.

Sigorta sektörünün emekçileri olan sigorta acentelerinin, üretimden aldıkları payla sektörün en önemli teşkilatı olduğunu kaydeden Şen, “Bununla birlikte en çok hak kaybına uğrayan, en az önemsenen ve en az yatırım yapılan da teşkilattır. Acenteler hak kayıplarına karşı örgütlü mücadele melekesine 1970’li yıllarda kavuştular. Acente örgütlenme biçiminin en temel örneği sigorta acente dernekleridir. Ancak bu dernek örgütlenmelerinde üyelerinin etkinliği ve sonucu belirleme etkisi yetersiz kalmaktadır, biliyoruz ki acentelerin herhangi bir derneğe üye olma oranları çok düşüktür. Bunun en tipik örneği 9 Nisan’da yapılan İTO meslek komite seçimlerinde ortaya çıktı. Seçimi kazanan Acenteler Ele Ele Platformu, SAB, PASAD, ASİAD ile AVSAD derneklerinden teşekkül etti ve toplam aldıkları oy sadece 519 oldu. Oysa İstanbul, ülkemiz toplam acente sayısının üçte birini teşkil etmektedir. Toplam 4620 acentenin seçimlere gelerek sonuca tesir etmesi beklenirken, seçime katılıp oy veren acente sayısı sadece 1022 oldu” diye konuştu.

‘DERNEKLERİN GÖREVİ PROJELERİ İLERİ TAŞIMAK’

Derneklerin icra makamları olmadığını belirten Şen, “Yani derneklerin yanlış bir işi düzeltme yetkileri yoktur. Ancak dernekler yeni projelerin üretildiği, sorunların tespit edildiği, sorunlara karşı nasıl mücadele edileceğiyle alakalı fikirlerin ortaya atıldığı oluşumlardır. Dernekler bu tespitleri ve fikirleri icra makamları olan Sigortacılık Genel Müdürlüğü’ne ve SAİK’e ulaştırırlar, kamuoyu algısı yaratırlar, acenteleri bilinçlendirir birlikte karşı duruş sergileyebilirler. Derneklerin asli görevleri acentelerin sorunlarını, projelerini üyeleri ile bir arada değerlendirip ileriye taşımaktır” dedi.

Bir başka örgütlü yapınınsa ticaret odalarındaki meslek komiteleri olduğunu aktaran Şen şu şekilde devam etti: “İlin acente dernekleri bu meslek komitelerinde aktif bir şekilde görev almalı, sorunları ve projeleri burada sentez dahilinde ticaret odalarının gücü ve etkisiyle ileri taşıyabilmelidirler. Meslek komiteleri odaların içinde çok etkin çalışmalı, ilin acentelerini dinleyerek projeleri ve sorunları sadeleştirmelidir. Buralar acentelerin evi konumuna getirilmelidir. 12 yıl sonra mevcut yapının yerine gelen yeni arkadaşların bunu yapacak gücü vardır, üstelik çok istekli ve kararlıdırlar.”

Acentenin en değerli örgütlü yapısının ise 5684 sayılı kanunla ihdas edilen SAİK olduğuna dikkat çeken Şen, “Her ilin acente sayısı ile doğru orantılı delegeler seçilir, delegeler 40 kişilik sigorta meclisini oluşturur, meclis 9 kişilik SAİK’i seçer. Bu yapı acente teşkilatının çatı örgütüdür. Bu kişilerin çekişme, yarışma olmadan en akil, çalışkan, dirayetli, kararlı ve takım oyunu oynayabilecek kişilerden teşkil etmesi hepimizin özlemidir. Bunu gerçekleştirmek için adım adım sonuca ilerliyoruz” diye konuştu.

‘ACENTE ÖRGÜTLERİ DAHA GÜÇLÜ HALE GELMELİ’

“Özetle, acente örgütlü yapılarının daha güçlü yapılar olması zarurettir. Her bir acentenin mutlaka bir acente derneğine üye olması gereklidir. Unutulmamalıdır ki acentelerin sorunları sektörün sorunudur, acentelerin ürettiği projeler sektörün projeleridir. Acente örgütleri sadece kendileri için değil, ülkemizdeki sigortacılığın gelişmesi, büyütülmesi için durmadan uğraşmaktadırlar” diyen Şen sözlerine şu şekilde devam etti: “Ancak birden fazla örgütün içinde çalışan meslektaşlarımız var, derneklere başkanlık yapan meslektaşlarımızın bütün unvanlara sahip olma istekleri doğru değildir. Bugüne kadar acente örgütlerinin sağlıklı çalışamama sebebi koltuğa güç vermek için değil, koltuktan güç almak için çalışmalarıdır. Eğer değişimin, yenilenmenin önünü tıkarsanız örgütler içinde muhalefetler artar ve kolektif hareketten uzaklaşır. Fiziksel olarak bir kişi, iki önemli işi birden kesinlikle sağlıklı bir şekilde yapamaz. Bu nedenle bir kişi sadece bir görevi üstlenmeli ve koltuğun hakkını vermelidir. Kurumsal bir yapıda kimin başkan olduğu önemli değildir, önemli olan o yapıya güç verebilmektir.”

‘SEÇİMLER HAYIRLI OLSUN’

Bu nedenle SAB’ın en önemli prensiplerinden biri olan ‘Herkes her yerde olmasın’ gereğini yerine getirdiğini kaydeden Şen sözlerini şu şekilde tamamladı: “İTO Meslek Komitesi Meclis Üyeliğine seçilmem münasebetiyle SAB Başkanlığından istifa ettim. Sadece yönetim kurulu üyesi olarak devam edeceğim. Yönetim kurulumuzda yapılan toplantıyla oy birliği ile Ayhan Çakas arkadaşımız derneğimizin yeni başkanı seçilmiştir. Sektöre örnek teşkil etmesini, meslek komite seçimlerinin sektöre hayırlı olmasını diliyorum. Başkanlığım dönemimde bir kusurum olduysa, bir kişisel hatamla bir zarar verdiysem özür diler, haklarınızı helal etmenizi dilerim. Ben şimdi İTO meslek komitesinde olmanın hakkını vermeye çalışacağım. SAB Başkanı da derneğe güç verecek, örgütlenme ve yapılanma bu şekilde gelişirse acenteler ve dolayısıyla sektörümüz kazanacaktır.”